Osmanlı sanatında Batılılaşma sürecinin yaşandığı dönemlerde, dört kez İstanbul’a ziyarette bulunan Ivan Konstantinoviç Ayvazovski (1817-1900) veya diğer adı ile Hovhannes Kevork Ayvazyan, Ermeni asıllı Rus bir ressamdır. Ziyaretlerini verimli şekilde değerlendirmiş olan sanatçı, İstanbul’u en iyi şekilde mercek altına almış isimlerden biridir. Osmanlı’da Batılılaşma, devletin son yılları ile Cumhuriyet Dönemi’nin başlangıcını kapsayan “çağdaşlaşma” olarak da adlandırabileceğimiz bir süreçtir.

Ayvazovski

Ayvazovski’nin Rus dünyasının en büyük yıldızı olarak tanınmasındaki en önemli etkenlerden biri, altı binden fazla resim yapmış olması ve aynı zamanda bu sayıya yakın eskiz çalışmalarının da bulunmasıdır. Yalnızca atölyesinde resim çalışmaları yapmakla yetinmemiş ve doğup büyüdüğü Feodosya’da kendi adına sanat okulu açmış, vakıf kurmuş, arkeolojik kazılar yaptırmış ve tarih müzesi açtırmıştır.

İstanbul ile olan bağı, dört ayrı padişah döneminde yapmış olduğu ziyaretlerde tasvir ettiği resimler iledir. Sanatçının bu dört dönem haricinde sıklıkla İstanbul’a geldiğinden bahsedilir.

İlk ziyaretini 1845 yılının haziran ayında Sultan Abdülmecid’in saltanat döneminde, imparatorun oğlu Nikolayeviç ile gerçekleştirmiştir. Abdülmecid tarafından Beylerbeyi Sarayı’nda misafir edilmiştir. 1857 yılında da bir ziyarette bulunur. Üçüncü ziyareti ise Sultan Abdülaziz’in isteği ile olmuştur. Kaldığı bir aylık süreçte sultan tarafından Dolmabahçe Sarayı için istenen resimleri tamamlar. 1890’da son ziyaretini yapar ve Sultan II. Abdülhamid’in huzurunda iki resmini daha sunar. Ayrıca V. Murad’ın da portresini çalışmıştır. Sanatçının İstanbul’da pek çok sergiye katıldığı bilinmektedir. Uzun yaşamış olması ve yaptığı sık ziyaretler, dört padişah ile tanışmasını sağlamasının yanı sıra resimlerini sunma olanağını da beraberinde getirmiştir.

Ayvazovski deniz manzaralarını ustalıkla çalışmıştır ve bu konuda takip edilmiştir. Deniz manzaralarının sayıca fazla olmasının nedeni 1844’te Rus donanmasına ressam olarak eşlik etmesinden kaynaklanmaktadır. Resimlerinin türüne romantizm diyebilmekteyiz. Tekniğine bakıldığında türlü ışık oyunlarından yararlandığı ve şeffaflık hissi uyandırmak için renk katmanları yarattığı görülmektedir. Birçok yerli ve yabancı ressam, döneminde ondan etkilenmiştir.

İki Direkli Mercury, 1892

Ayvazovski’nin çalışmaları da dönemin pek çok sanatçısı gibi belge niteliği taşımaktadır. Çünkü manzaralar içerisinde yer alan mimari unsurların zamanında ne halde olduğunu (tamamen doğru olmayan örnekleri de mevcut) bize göstermiş olur.

Galata’dan İstanbul, 1870

“Galata’dan İstanbul” adlı eserini, kuşkusuz İstanbul’u üçüncü kez ziyaret ettiği dönemde yapmış olmalıdır. Görülen mimari yapılar arasında; yanan Topkapı Sahil Sarayı, Ayasofya, Sultan Ahmed Camii ve en sağda ise Nuru Osmaniye Camii olması muhtemel olan bir cami yer almaktadır. Bazı detaylarda yapmış olduğu yanlışlıklar, sanatçının ziyaretlerinden hafızasında kalanları tasvir etmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. Denizin üzerinde çok sayıda tekne bulunmaktadır. Sanatçı İstanbul’un bu hareketli deniz ortamını biraz abartarak o dönemde mümkün olmayacak buharlı tekneyi de resme dâhil etmiştir.

Boğaziçi’nde Bir Kahvehane

“Boğaziçi’nde Bir Kahvehane” adlı resme baktığımızda, dönemin bir geleneği ile karşılaşıyoruz. Kayık iskelelerindeki kahvehaneler. Kullanım amaçları, seyahat öncesi beklemek ya da yolculuk sonunda soluklanmaktır. Yani günümüz vapur bekleme salonlarının işlevini görmekteydi. Yine arka planda görülen evler de döneminin (XVIII-XIX.yy) Osmanlı konut mimarisini yansıtmaktadır. Aslında sanatçı bu evleri bir gravürden kopyalayarak sahneye yerleştirmiştir.  Alt kısmında da olay anı yansıtılıyor; yani rıhtıma yanaşmış iki kürekçi yolcularını almaktadır.

Küçüksu Kasrı ve Boğaziçi

Bu resimde, ülkemizde Boğaz yolcularını taşıması için kurulan ilk anonim şirketin (Şirket-i Hayriye) vapuru görülüyor. Yazılı kaynaklarda okumaya alışkın olduğumuz gibi tıka basa dolu vaziyettedir. Sol kısımda Küçüksu Kasrı görkemli bir şekilde denizi seyretmektedir.

İstanbul’da Kayıklar

Günbatımında Ortaköy’den İstanbul

19.yy İstanbul’unu farklı bir gözden görmek için Ayvazovski’nin eserleri yakından incelenmelidir.

Sanatçının otuz kadar eseri Türkiye’de Dolmabahçe Sarayı, Deniz Müzesi, Askeri Müze, Fener Rum Patrikhanesi ve İstanbul Kumkapı Ermeni Patrikhanesi’nin koleksiyonlarında bulunmaktadır. Diğer eserleri de bugün Feodosya’daki Kefe Ayvazovski Müzesi’nde yer almaktadır.