8 Mart Dünya Kadınlar Günü ya da bir başka deyişle Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken söyleyecek bolca sözüm var yürek sızıma rağmen. Bir gün de olsa adımızın anıldığı, “haklarımız”ın konuşulduğu bir gün.

“Kadın Hakları”.

“Kadın” ve “hakları”.

Bir kelimenin yanına “hak” kelimesi eklendiği takdirde anlamalıyız ki orada ihmaller zinciri oluşmuş.

Ülkemizde özellikle birkaç yıldır kadına yapılan şiddetin sınırı, insanlığımızın kabul edebileceğinden çok daha üst seviyelere ulaştı. Her an yanı başımızda olabilecek bir olay haline geldi şiddet. Burnumuzun dibinde, ruhumuzu kanatan kaygılar yumağı haline geldi kadın olmak.

Hal böyle olunca bundan söz etmek de boynumun borcu oldu.

8 Mart’ta haberlere konu olan yeni bir kadın cinayeti ya da cinsel istismarı olmamasını umarak yazıyorum yazımı.

Bu yazımda Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatına dokunmuş manevi evlatlarına değineceğim. Atatürk, varlığı ile bu kadınların yaşamına dokundu. Ancak unutulmamalı ki bu kadınlar da Atatürk’ün açtığı yolu sonsuz kıldı.

“Gazi’nin çocukları” olarak anılır bu kadınlar. Atatürk onların eğitimi ile daima yakından ilgilenir, bir birey olduklarını onlara hissettirir.

Atatürk, onlarsız eksik kalacaktı. İlke ve idealleri onlar sayesinde vücut buldu.

Peki kimdir Gazi’nin çocukları?

Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Zehra Aylin, Rukiye Erkin, ve Nebile Bayyurt’tur

Afet İnan

Atatürk sayesinde İsviçre’de eğitimini tamamlayan Afet İnan yurduna dönerek birçok başarıya imza atmıştır. Afet İnan, Türk Tarih Kurumu kurucu üyelerindendir. Ankara Üniversitesi Türk İnkilap Tarihi Enstitüsünün müdürlüğünü yapmıştır.

Başlıca eserleri: Türk Tarihinin Ana Hatları

Türk Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi

Atatürk’ten Hatıralar ve Belgeler

Atatürk’ün Askerliğe Dair Eserleri

Atatürk ve Türk Kadın Haklarının Kazanılması

Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk’ün El Yazıları

Atatürk Döneminde Ekonomi

Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi

Cumhuriyetin 50. Yılı İçin Köylerimiz

Sabiha Gökçen

Atatürk tarafından kendisine ‘Gökçen’ soyadı verilmiştir. Ankara ve İstanbul’da eğitim gördükten sonra 1935 yılında Türk Hava Kurumuna girdi, planörcülük brövesi aldı. Kırım’da aldığı altı aylık eğitimin ardından Eskişehir Havacılık Okulundan askeri pilot olarak mezun oldu. Dünyanın ilk kadın pilotu unvanını alarak bize büyük bir gurur yaşattı.

Sabiha Gökçen ‘Dünya Tarihine Adını Yazdıran 20 Havacıdan Biri’ seçilerek Amerika’da ödüllendirildi.

 

Ülkü  Adatepe

Atatürk’ün henüz yüzünü bile görmeden ismini verdiği Ülkü, Atatürk’ün hayatında büyük bir yere sahiptir. Öyle ki onu bir an bile yanından ayırmamış, yurt gezilerinde de beraberinde götürmüştür. Ancak Ülkü Adatepe daha 6 yaşındayken Atatürk’ten ayrılmanın derin acısını yaşamıştır.

 

Zehra Aylin

Yetimler yurdunda tanıdığı Zehra’nın hayatında dönüm noktasıdır Gazi Paşa. Atatürk sayesinde Çankaya İlkokulunu Sabiha Gökçen’le okuyan ve eğitimine Amerikan Kız Kolejinde devam eden Zehra Aylin, daha sonra eğitimine Londra’da devam etmiştir. Ancak uyum sağlayamadığı için Atatürk tarafından Türkiye’ye çağrılan Zehra dönüş yolunca talihsiz bir kazada can vermiştir.

 

Rukiye Erkin

Konya’da tanıdığı Rukiye’nin de hayatına Gazi Paşa’nı sihirli elleri değmiştir. Kimsesiz Rukiye’den çok etkilenen Atatürk, Rukiye’yi Ankara’ya getirmiş ve eğitimiyle yakından ilgilenmiştir. Rukiye, Atatürk’ün sevgisi ve ilgisiyle Notre Dame De Sion Fransız Lisesinde eğitimini tamamlamıştır.

 

Nebile Bayyurt

İstanbul Çapa Öğretmen Okulundan üç kız öğrencinin Dolmabahçe Sarayına getirildiği bir günde tanıdığı ve manevi kızı olarak kabul ettiği Nebile, Atatürk’e yürekten bağlıdır. Nitekim Atatürk’ün hastalığının ilerlediğini öğrendikten sonra derin acılar yaşayan Nebile de hastalanmış ve kurtulamadığı bu hastalık nedeniyle vefat etmiştir.

Edebiyat öğretmeni olmanın yanında çocukluk hayalinin peşinden emin adımlarla ilerliyor. Kendi platformunu oluşturarak dostlarını bir araya topladı. Dostlarıyla sanatın her alanında üretim yapıyor ve inatla yapmaya devam edecek. Saplantılı edebiyat takipçisi. Kimi zaman Kafka’nın böceğinin peşinde, kimi zaman Slyvia Plath’in kafasını soktuğu fırının içinde. Kimi zaman Dostoyevski’nin yarattığı ‘Öteki’ ile ilgileniyor. Ama en çok da bir ‘şair’in dizelerinin misafiri.