Arthur Schopenhauer, antik dönemden kendi çağdaşlarına kadar pek çok şâirin şiir ya da vecizlerini eserlerinin merkezine yerleştirir. Schopenhauer’un ortaya koyduğu bu poetik tavır, her ne kadar yakın çağdaşlarından bazılarında –Søren Kierkegaard ya da Friedrich Schiller gibi− değişik biçimlerde var olsa da; antik çağdan berigelen klâsik felsefe için fazlasıyla devrimci sayılabilir. Platon gibi kimi filozofların şiire ve şâirlere karşı aldığı mesafe düşünüldüğünde, Schopenhauer’un, eserlerini poetik bir temele oturtması daha da ilgi çekici hâle gelebilir. Gelgelelim bu tavır, daha sonraki felsefe çağında, Friedrich Nietzsche tarafından çok daha ateşli savunulacaktır. Öyle ki Nietzsche, bir filozof-şâir olarak tarih sahnesinde görünerek, 20. yüzyılın poetik felsefesi için esin kaynağı olacaktır. Bu çerçevede, Arthur Schopenhauer’un pek sık alıntı yaptığı bazı şâirlere ve Schopenhauer’un felsefî karakterini düpedüz besleyen bazı şiirlere değinmekte fayda vardır.

Horatius’tan başlamak anlamlıdır, çünkü bu Antik Roma şâiri, yalnızca Schopenhauer’u değil, veciz ve şiirleriyle pek çok filozof ya da toplumbilimciyi etkilemişe benzemektedir (sözgelimi Karl Marx’a atfedilen ünlü “anlatılan senin hikâyendir!” vecizi esasen Horatius’a aittir; “de te fabula narratur!”). Arthur Schopenhauer, bu Antik Roma şâirinden, neredeyse bütün eserlerinde, pek çok kez alıntı yapar. Örneğin Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar’da:

Yaptığın işin arasında, sürekli oku ve danış bilgelere.

Yaşamını ılımlı geçirmek için ne yapman gerektiğini;

Yönlendirmesin ve ezmesin diye seni, ne doymak bilmez hırs,

Ne de yararsız şeylere duyduğun merak ve umut.” (Horatius’tan akt. Schopenhauer, 2017, ss. 153).

Arthur Schopenhauer eserlerinde sık sık rastlayacağımız bir başka şâir, on yedinci yüzyıl mistiklerinden Angelus Silesius’tur. Schopenhauer ondan “yumuşak huylu bir Hıristiyan” ya da “büyük gizemci” diye bahseder ve başyapıtı İstenç ve Tasarım Olarak Dünya’da ondan şu alıntıyı yapar:

Bilirim, bir an olsun yaşayamaz Tanrı bensiz

Sona erer ermez benim yaşamım, onunki de olmaz olur.” (Silesius’tan akt. Schopenhauer, 2009, ss. 73).

Ortaçağ hümanist bilgini ve şâiri Petrarca, Arthur Schopenhauer eserlerinin bir diğer vazgeçilmezidir. Schopenhauer ondan “yalnızlığı çok ve tutkuyla seven yumuşak yürekli şâir” olarak bahseder ve Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar’da yalnızlık hususunda ondan şu alıntıyı yapar:

Yalnız bir yaşamı sürekli aradım

(Dere, tarla ve orman tanıktır buna)

Işığın yolunu bulmamda yararı dokunmayan,

O budala kafalardan kaçarak.” (Petrarca’dan akt. Schopenhauer, 2017, ss. 139).

Bütün bu şiirler ve şâirler Schopenhauer felsefesi için oldukça mühim ve merkezîdir ve fakat bir başka şâir daha vardır ki, Schopenhauer eserlerinde en sık onunla karşılaşırız. Bu şâir, Schopenhauer’un çağdaşı ve ilişkide olduğu Alman bilge Johann Wolfgang von Goethe’dir. Ona neredeyse bütün Schopenhauer eserlerinde rastlarız ve bu rastlamalar hiç de boşuna değildir. Sözgelimi şurada:

Sürerek karanlık geceyi sevecen yeryüzüne

Güneşin parlayan ışığı okyanusa battı

Ve – Yel usulca esiyor bulutsuz göklerden

Uzun, sessizce yükseliyor, mersinle defne” (Goethe’den akt. Schopenhauer, 2009, ss. 181).

Ya da şurada:

Düşmanlarından ne yakınırsın?

Senin olduğun gibi oluşunu

Sessizce, sonsuz bir suçlama olarak gören

Dostların gibi mi olsalardı?” (Goethe’den akt. Schopenhauer, 2017, ss. 73).

Bunların dışında Arthur Schopenhauer, William Shakespeare gibi [sözgelimi “Dilenci, atını çatlayıncaya dek koşturduğuna göre / Deyim doğrulanmış olmalı” (Schopenhauer, 2017, ss. 45) ya da Oliver Goldsmith gibi [sözgelimi “Her yerde sadece kendimize emanet olduğumuzdan / Mutluluğumuzu da kendimiz yapar ya da buluruz” (Schopenhauer, 2017, ss. 25) ya da Alexander Pope gibi [sözgelimi “Büyük zekayla delilik elbette bağlaşıktır / İncecik bölmeler ayırır onların sınırlarını” (Schopenhauer, 2009, ss. 136) ya da Nicolas Chamfort gibi [sözgelimi “Kolay şey değildir mutluluk / Kendimizde bulmak çok zor / Başka yerde bulmak imkânsızdır” (Schopenhauer, 2017, ss. 1) pek çok şâirden daha alıntı yapar.

Bu; keyif verici, ilgi çekici ve bir o kadar da aydınlatıcı bir okumadır. Arthur Schopenhauer’un şâirleri üzerinden; yani Horatius’tan, Petrarca’dan, Silesius’tan, Goethe’den, Shakespeare’den, Goldsmith’ten, Pope’den ya da Chamfort’tan doğru bir Schopenhauer felsefesi… Elbette daha fazlası; antik tragedya yazarları, Voltaire ya da Georg Christoph Lichtenberg… Schopenhauer ile poetik bir yolculuk.

Felsefe, her zaman daha fazlasıdır.

Not: Elbette tanımış olsaydı, Schopenhauer; Arthur Rimbaud’yu, Gottfried Benn’i, Georg Trakl’ı ya da Sergey Yesenin’i de pek severdi.

Kaynak Eserler:

SCHOPENHAUER, Arthur, İsteme ve Tasarım Olarak Dünya, Çeviren: Levent Özşar, Biblos Yayınları, 2009 (2. Basım).

SCHOPENHAUER, Arthur, Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Çeviren: Mustafa Tüzel, İş Bankası Kültür Yayınları, 2017 (17. Basım).

SCHOPENHAUER, Arthur, Aşkın Metafiziği, Çeviren: Veysel Atayman, Ayrıntı Yayınları, 2018.