Simalar ne kadar birbirine benzemiyorsa, zevkler de bir o kadar çeşitlilik arz eder. Bir cümleyi okurken bile farklı anlamlar çıkarabiliriz. Raflarda farklı taleplerle dolaşır eller. Ya da herhangi bir cuma gününün bekleyişi, birbirinden tamamen farklı iki film olabilir. Sadede gelecek olursak, bugün kendi zevk anlayışıma göre belirlediğim birkaç kitap ve film önerisinden bahsedeceğim.

İlk önerim bir film olacak. Gerek sanatseverler gerekse de popüler kültür tüketicisi bireyler olsun, Caravaggio sevilen bir sanatçıdır. Aralarında Pet Shop Boys‘un da olduğu birçok müzik grubunun kliplerine de yönetmenlik eden Derek Jarman, 1986 yılında çekilen ressam Michelangelo Merisi da Caravaggio’nun biyografi filminin de yönetmen koltuğunda oturan isimdir. “Caravaggio” isimli film, genel olarak başlangıcı ile de ressamın hayatının bir bıçak kesiğinden boşalırcasına akan kan gibi nasıl aktığının temsilidir. Filmi izlerken defalarca göreceğiniz bıçak, sanatçının küçüklüğünden beri, tıpkı akciğer gibi hayati bir organına dönüşmüştür. Çoğunluğunda gergin bir atmosfere ve durağan bir akışa sahip olduğun kanaatindeyim. Birbirini en az ressamın tablolarındaki kadar dengelemektedir. Filmde Caravaggio’ya Nigel Terry hayat vermiş ve belki de Caravaggio’ya yeryüzünde en çok benzeyen insanlardan birisi olarak oldukça gerçekçi olmuş. Ayrıca oyuncular arasında Sean Bean gibi bir sürpriz de var.

Ancak sanatçının yaklaşık olarak 17-21 yaş aralığındaki, yani 1588-1592 yıllarındaki hareketleri hakkında bir hayli az veri vardır. Mesela 1589 yılında bizzat doğduğu yer olan Caravaggio’da miras işleri ile uğraştığını onaylayan belgeler mevcuttur. Daha öncesinde, 1584-1588 yıllarında da Venedikli ünlü ressam Tiziano’nun öğrencisi olan Simone Peterzano, Caravaggio’nun hocasıydı. Bu dönemde de ne yaptığı ve nerede olduğu hakkında bilgilere ulaşılabilmektedir. Film içinde de bu tarz kronolojik detaylar yuvarlak bir şekilde verilmiş ya da hiç verilmemiştir. Sanatçının gençlik yıllarını filmde izlerken, bu tarz önemli dönemleri bilmekte fayda var. Sanatçının psikolojik ve duygusal yanlarının yaptığı tuvallere nasıl yansıdığı hakkında izleyicide bir fikir oluşturmak ya da bir sanatçının ne kadar illegal işlere bulaşabileceği gibi çeşitli sıra dışı özellikleri filmin cazibesini de artırmaktadır diyebilirim. Yalnızca bu 1,5 saatlik  Derek Jarman filmi üzerinden, onlarca sayfa Caravaggio tahlili yapmak mümkünken, bunu henüz filmi keşfetmemiş olan sanatseverlerle paylaşmanın iyi olacağını düşünüyorum.

Yönetmen Jarman’ın 80’li yılların efsane gruplarından Pet Shop Boys için de klip yönettiğinden az evvel bahsettim. 7 Eylül 1987 yılında çıkan Actually albümünün “It’s a Sin” adlı parçasının klibi Jarman tarafından çekilmiş. Klibi izlerken Caravaggio’dan bir şeyler bulmak için de çok fazla çaba sarf etmenize gerek olmadığını söyleyebilirim. Ressamın tuvalinde kullandığı renklerle yakınlık içerdiği gibi, yine Jarman’nın 1986 yılında çektiği film ile de aynı yakınlığı görebiliriz. Actually albümünün benim favori Pet Shop Boys albümüm olduğunu da söyleyebilirim.

Kitap konusuna gelecek olursak, film önerimden oldukça uzak çok başka bir çizgide. Kitap zevkim daha çok bilim-kurgu veya fantastik-macera olarak şekillenmiştir. Hobbit ve Silmarillion’ın yazarı J. R. R. Tolkien okumaktan en çok keyif aldığım yazar olmasına karşın, size bir bilim-kurgu yazarı ile geliyorum. O da H. G. (Herbert George) Wells’dir.

İthaki Yayınlarının oluşturduğu Bilimkurgu Klasikleri adlı bir seri var. Seri içinde Wells’e ait 4 kitap mevcut. Bunlar; Görünmez Adam, Doktor Moreau’nun Adası, Zaman Makinesi ve Dünyalar Savaşı kitapları. Öncelikle bilim-kurgu okurları için oldukça zevkli bir seri olduğunu söylemeliyim. Elbette tavsiye ediyor olmamın sebebi yalnızca kaliteli eserlerin bir araya getirilmesi kesinlikle değildir. Bunun altını çizeyim. Çünkü aynı kitapları başka yayın evlerinden de bulabilirsiniz. Ancak Arthur Clarke, Margaret Atwood, Patrick Parrinder ya da daha nice kıymetli ismin fikir ya da analizlerini okumanız mümkün olmayacaktır. Wells’in bahsettiğim kitapları da Clarke ya da Atwood gibi isimlerin sunuşları ile başlamaktadır. Bu sunuş kısımlarının bazıları, okumakta olduğunuz kitapla ilgili ya da diğer eserleri ile ilgili ekstra bilgiler barındırmaktadır. Wells’in kalemi ve tarzı ile ilgili önemli noktaları ayırt etmede de oldukça yararlı olduğunu söyleyebilirim.

“Görünmez Adam”, “Doktor Moreau’nun Adası” ve “Zaman Makinesi” eserleri, yeryüzünde geçen ve şekillenen yapıtlar olarak “Dünyalar Savaşı”ndan ayrılıyorlar. Dünyalar Savaşı, Wells’in o zamana kadar pek dokunmadığı dünya dışı yaşamı da ele alan bir eser. Eserin 2005 yılında aynı isimle bir de filmi çekilmiştir. Başrolünü Tom Cruise’un oynadığı film, bana göre Cruise’un oynadığı en kalitesiz filmlerden birisi. Kitap ile kesinlikle kıyaslanamayacak bir filmdir. Bir de 1953 yılında Amerikalı yönetmen Byron Haskin aynı filmi çekmiştir. Filmi izlemediğim için bir fikir beyan edemem; ancak kitabının önüne geçemeyeceğini düşünüyorum. Ayrıca “Dünyalar Savaşı” kitabı sahip olduğu illüstrasyonlar ile de diğer üç eserden ayrılıyor. Bu çizimler Brezilyalı sanatçı Henrique Alvim Corrêa tarafından yapılmış. Çizimleri taşıyan ilk baskı da 1906 yılında Belçika’da basılmış.

1906 tarihli “Dünyalar Savaşı” posteri (H. Alvim Corrêa)

Son olarak sevgili okur, kitap okurken dinleyebileceğin bir de albüm önerisi yapacağım. Bazılarımız, bir şey okurken konsantrasyonu dağıldığı için dinlemeyi tercih etmez. Genellikle ben de okuma yaparken müzik dinleyen bir insan değilimdir; ancak bu albümü, sevmeyenler için bile tavsiye edebilirim.

Okur, yazar, çizer, gezer, vakit buldukça da fotoğraf çeker. Ege Üniversitesi’nde yüksek lisans öğrencisi.