Merhaba Sevgili Okur,

Bir Arsız Önerilerimiz ile yeniden karşınızdayız. Öyle ki, sanatsal bağlamda beceri biraz öznel bir şey olsa da sanat üzerine bilgi edinimini sağlamanın çeşitli yolları vardır. Bunun üniversite amfilerinde her gün ders almanın da ötesinde çeşitli şekillerde pekiştirilmesi de gerekmektedir. Sanat eğitiminde temel nokta, kendinizi sanatçı gibi hissedip bir sanatçı gibi düşünmenin, bir sanatçı gibi tasarlamanın ve bir sanatçı olmanın ne anlama geldiğini fark etmenizdir. Çünkü kendinizi sanatçının yerine koyabilecek bir hayal gücü dünyanız yoksa, bu da sanatçının içinde bulunduğu psikolojik durumun ve becerinin bir getirisi olan sanat eserlerini anlamanızı zorlaştıracaktır. Çünkü her sanat eseri maddi ögeler ile ortaya çıkarılmanın da ötesinde, sanatçının hayal gücünden beslenmektedir.

Kısaca “rekonstrüksiyon” kavramından biraz bahsedelim. Rekonstrüksiyon, sanat tarihi terminolojisinde “Bir sanat yapıtının ve özellikle de bir yapının elde kalan az sayıda kalıntısı veya belgeler yardımıyla eski biçiminin belirlenerek yeniden yapılması işlemi” anlamına gelmektedir. Günümüzde var olmayan birçok yapının, çeşitli kaynaklardan yararlanıldığı sürece asıl dönemindeki halinin üç boyutlu şekilde çizilmesi mümkündür. Böylece yapıların, dönemlerinde nasıl sanatsal nitelikler taşıdıklarını görebiliriz. İşte, sizlere önereceğim Youtube kanalı olan Byzantium1200, İstanbul’un Bizans dönemindeki kent dokusunu size videolar şeklinde sunmaktadır. 2 dakikayı aşmayan videoları oldukça kaliteli bir görsellik sunuyor ve üstelik böylece İstanbul bir Ortodoks kent iken nasıl bir kent dokusuna sahipmiş daha iyi kavramanızı sağlıyor. Ayrıca projenin bir de aynı isimle açılmış web sitesini de ziyaret edebilirsiniz.

http://www.byzantium1200.com/

 

Öneriler listemize ekleyeceğimiz yabancı dilde belgesel ise Ayasofya üzerine. Fakat Ayasofya’nın tarihi ya da geçmişinden, ne kadar önemli bir yapı olduğundan bahsetmenin de ötesinde mimari nitelikleri üzerinde oldukça çok fazla duruluyor bu belgeselde. Bir sonraki depremde Ayasofya’nın yıkılma ihtimaline karşın önlem almak için yapının bir maketi yapılıyor, çeşitli derecelerde deprem sarsıntısı verilerek yapının ilk olarak hangi elemanının zarar göreceğini ve ne kadar büyük zarar göreceğini hesaplamaya çalışıyorlar araştırmacılar. Bununla birlikte, Ayasofya’nın bugünkü perdesinin arkasında kalan Bizans mozaiklerinin de izini sürüyorlar.

Bu kadar Doğu Roma materyali yeter diyecek olursanız, kendinizi asıl Roma kentine hazırlamanızı tavsiye ederim. Şimdiye kadar izlediğim en güzel filmlerden birisi olan Roman Holiday üzerine konuşalım biraz da. Bu filmden yola çıkarak Roma’nın çeşitli yapılarını anlattığım bir yazı da hazırlamıştım zaten. Fakat yazıyı okumadan önce filmi izlemenizi tavsiye ederim. Roman Holiday, hayatının getirdiği sorumluluklardan sıkılan bir kraliyet mensubunun – ki bu karakteri Audrey Hepburn canlandırmakta – normal bir yaşam sürmenin tadına varmak için gizlice kaçarak tüm Roma’yı gezişini konu alan bir film. Siyah Beyaz olan bu filmde Audrey Hepburn’ün peşinde koştururken Roma kentinin çeşitli kültürel miraslarının da filmin birer objesi olmasına tanıklık edebilirsiniz.

Gelelim kitap önerisine. Yazılı materyaller her zaman bir nebze daha zorluk çıkartmıştır bana öneri konusunda. Çünkü yazılı metinlerin birçoğu akademik araştırmalar için olduğundan, mimariyle alan dışından ilgilenen birinin algılamasının güç olacağı bazı terminolojik kavramlar içerebiliyor. O nedenle aslında bir kitap önerisi yapmayacaktım fakat illa ki isteriz diyenler için benim önerim biraz daha yalın ve anlaşılabilecek bir kitap olduğunu düşündüğüm “Binalar Nasıl Okunur?” olacaktır. Bu kitap yurt dışı gezilerinizde, özellikle Avrupa’ya gitmeniz durumunda, sizin bir bilgi sahibi olmasanız da yapıların sanat akımlarını anlamanızı sağlayabilecek eserlerden birisi. Çeşitli sanat akımlarında yapı elemanlarının nasıl kullanıldığı, bir yapı gördüğünüzde onu tahmini hangi döneme tarihlendirebileceğinizi sizlere öğreten bir kitap. 

Son olarak da daha önce yazarlarımızdan birinin yaptığı gibi, sizlere bir playlist bırakacağım. Sanat akımları kendilerini yalnızca resim, mimarlık ya da heykel gibi sanat dallarında değil, işitsel sanat dallarında da göstermiştir. Bunun en büyük kanıtlarından birisi, klasik müzikteki “Barok” niteliklerdir. Şimdi sizi Barok müzik ile baş başa bırakıyorum. İyi seyirler, iyi okumalar, iyi dinlemeler!

1996’da Antalya’da doğdu. İlk kez “Büyüyünce ne olacaksın?” dediklerinde “Yazar!” diye cevap verdi, o günden sonra verdiği bu cevap da hiç değişmedi. Sanatla iç içe büyüdü, sanatçı olmak istedi. Sanatçı olamayınca, sanat tarihçisi olmak istedi. Şu anda Akdeniz Üniversitesi’nde Sanat Tarihi eğitimi alıyor ve elinden geldikçe yazmaya gayret gösteriyor.