Ayşe Toprak ve kızı Nazlı’nın yaşadığı duygusal kırıklıklar, ayakta kalış çabaları, isyanları, nedendir bilmem, yıllar önce tanıştığım Fatma Bacı’yı hatırlattı bana.

Lütfi Akad’ın “Anneler ve Kızları” (1971) ve Memduh Ün imzalı “Fatma Bacı” (1972)’da Yıldız Kenter, tıpkı Ayşe Toprak gibi hayatını adadığı, özünden vazgeçercesine sevdiği, tüm umutlarını, düşlerini yüklediği kızı tarafından küçümsenmiş, dışlanmış, hatta yüzüne karşı “duruşundan, kıyafetlerinden, tahsilsizliğinden” ötürü utanıldığı söylenmişti.

Ayşe Toprak hep susmuş, iç acılarını anlatmamıştı. Varsa yoksa kızıydı. Yaşamının tek ışığı, kurtuluşu, sığınağı, yarını, övüncü, gururu, Nazlı’sı, biricik kuzusu.

Arkasında nice bentleri yıka yıka gelmişti Ayşe Toprak. Nazlı da kendini gerçekleştirmek istiyordu. Hüzün bulaşığı ümitlerini katık etmişti mücadelesine. Erkek yetkesine, erkek egemen düzeneydi başkaldırışı. Kızının mutlaka bir ‘adı olmalı ‘ydı. Mesleği, ekonomik özgürlüğü… Nasıl derler, kolunda altın bileziği. Sonra çekip almalı, sahip çıkmalıydı annesine, kol kanat germeliydi.

Sumru Yavrucuk, Özge Gürel, Sercan Badur, Tuna Orhan, Itır Esen, Fatma Toptaş, Fulya Özcan, Tuğçe Karabayır ve Zuhal Acar gösterişe, yapaylığa, abartıya kaçmayan düzeyli  yorumlarıyla, yaşar kıldıkları karakterlere boyut katmışlar. Özellikle Fulya Özcan mimikleri ve gözleriyle konuştuğu sahnelerde zirvede bir oyunculuk sergilerken, Hacer persona’sını çok doğru bir biçimde analiz ettiğini izleyiciye hissettiriyor.

Hani kalp yumruk olup boğaza takılır bazen. Ağlamak ister ağlayamayız. Gerçekle ötesi birbirine karışır, çare ‘çaresiz’liğe evrilir usulca…

Sumru Yavrucuk rolünün içine kattığı sınır tanımaz oyunculuk tekniğiyle bir kez daha kendisini aşmış, sanatını bir üst boyuta taşımış ve ortaya ‘unutulmaz’ bir Ayşe Toprak karakteri koymuş. “Annem”de Sumru Yavrucuk’un virtüozitesine teslim edilmiş nice sahneler mevcut.

Özge Gürel rolünün tüm inceliklerini ustalıklı bir başarıyla sergilemiş. Tuna Orhan, Fatma Toptaş, Itır Esen oynamamış sanki yaşamışlar; her karakter o denli tanıdık, bildik. Aslında her oyuncu canlandırdığı rolün psikolojik ve sosyo- kültürel derinliklerini çok iyi çözümlenmiş, rolüyle doğru bir ilişki kurmuş. En ufak bir çapak, aksama söz konusu değil.

Ayşe Balıbey Tanıl, Evren Erdoğan, Bener Karaçor’un yüreğe dokunan senaryosu, Candan Erçetin’in müziği ve Mustafa Kotan’ın sinema dili son derece başarılı, kusursuz rejisi bir araya gelince, ortaya “Annem” gibi özenli bir yapım çıkmış. İnsana, hayata dair ne çok şey var “Annem” de. Ve izleyiciyi taa en derinden sarsabilecek her şey!

“Annem” kuşkusuz, 2019 – 20 sezonunun en iyi filmleri arasında yerini çoktan almış durumda. Emeği geçen herkesi kutluyorum.