Absürtland’e Genel Bakış: Coğrafya, Nüfus ve Kentler

Absürtland, Kuzey Pasifik’te dört yüz kırk sekiz kilometre karelik yüzölçümü ve yüz on iki yetişkin nüfusuyla küçük bir ada ülkesidir. Yüz on iki yetişkin nüfusun yanı sıra, yirmi sekiz çocuk nüfusu ülkenin geleceğini garanti altına almaktadır. Resmi dilleri Absürtçe ve başkentleri Kahos’tur. Kahos, ülkenin üç kentinden en büyük olanıdır: Nüfusu iki bin on yedi sayımına göre (çocuk nüfus dâhil) yetmiş ikidir. Başkent Kahos, bürokrasinin merkezidir; dolayısıyla kent oldukça hantaldır ve işler burada güçlükle sürer. Kahos kentinin sakinleri de kentin bu ağır havası nedeniyle yavaş ve kasvetli bir yaşam sürmek zorundadırlar. Ayrıca Kahos’taki yetişkin nüfusun tamamı (geçen aylarda sıkıntıdan ölen Mosini çıkarıldığında altmış sekiz kişi) devletin çeşitli kademelerinde görevlidir, bu yüzden üzerlerinde her zaman bir sorumluluk hissederler. Ülkenin ikinci büyük kenti olan Diyonya ise eğlence ve kültür merkezidir, orada yaşam hızlı akar – ve gün doğumuna kadar sesler kesilmez. Diyonya sakinleri, bütün gün şarap içer, meyve ayıklar, sevişir ve dans ederler. Ülkenin üçüncü ve en küçük kenti Harmonya’nın nüfusu dörttür ve bu nüfusun tamamı yetişkinlerden oluşur. Ülkenin en kuzeyindeki bu kente son on yılda diğer kentlerden sadece bir kişi uğramıştır – Ve onun adı Alkyon’dur. Harmonya sakinleri ziraatle geçimlerini sağlarlar. Ülkenin bütün yurttaşlarının beğeniyle yediği domatesler, Harmonya kentinin topraklarında yetişir.

Politika, Ahlâk ve Eğitim

Absürtland oldukça ilkel bir yönetim biçimine sahiptir ve Absürtland’in politik idaresi her on günde bir el değiştirir. “Ares Sopası” (yaklaşık yüz yirmi santimlik, kalın, kusursuz bir sopa) her on günde bir Kahos kentinin en yüksek yeri olan (dört yüz doksan yedi metre) Krono Tepesi’ne konulur ve sopayı kim kaparsa on günlük Kral da odur. On günlük Kral, Kahos kentinin bütün yetişkinlerini farklı kademelerde görevlere atar – ve zaten tek yetkisi de budur. Verilen göreve burun kıvıran ve görevini reddeden yurttaş, Harmonya kentine, yani yalnız başınalığa yollanır (Bugüne kadar Harmonya kentine, yalnız başınalığa yollanmış dört kişi vardır). Atamaları bir-iki günde tamamlayan Kral, geri kalan sekiz-dokuz gününü ise Gaya Köşkü’nde istirahat ederek, şarap içerek, lirik şiirler yazarak ve sevişerek geçirir. Tüm yurttaşlar için bağlayıcı olan Absürtland Anayasası (Atihen Sözleşmesi) ise üç maddeden oluşmaktadır:

Madde i: Absürtland’de hakikatlere yer yoktur.

Madde ii. Absürtland’de tanrılara yer yoktur.

Madde iii. Sopa kimdeyse Kral odur.

Absürtland’de aile, eğitim, ahlâk ve ceza kurumları bulunmaz. Her yurttaş tek başına yaşar  ve çocuk yurttaşlar ise on beş yaşına kadar sadece Kahos ve Diyonya’da bulunan Hestiya Evi’nde kalırlar. Hestiya Evi’nin sahibi ise (Kral’ın atamasıyla) her on günde bir değişir. Kral, genellikle yetmişini aşkın bir yurttaşı Hestiya Evi sahipliğine atar – ve yetmişini aşkın dört yurttaş vardır Kahos’ta. Kahos sakinlerinin sevişmek için fazla zamanları yoktur, belki birkaç saatlik izinlerini Diyonya’da geçirirlerse (ya da tüm ülkenin bir araya geldiği etkinlik günlerinde –her Çarşamba−) kendisiyle sevişmek isteyen birisini bulabilirler. Diyonya’da ise herkes herkesle sevişmekte özgürdür ve günlerinin ortalama üç saatini sevişmek için harcarlar. Doğru kelime “Afrodiyo”dur. Sevişme talebinde olan yurttaş “Afrodiyo” derken elinde bir gürgen yaprağı tutar; talep edilen yurttaş gürgen yaprağını öpüyorsa bu “evet” mânâsını taşır. Eğer gürgen yaprağını ısırıyorsa, bunun mânâsı ise “hayır”dır. Sevişmeye karar verenler, Ereose’lerde sevişirler. Ereose’ler yaklaşık elli odalı büyük yapılardır ve ülke genelinde –üç tanesi Diyonya’da ve bir tanesi Kahos’ta olmak üzere− dört adet Ereose bulunur. Harmonya’da ise Ereose bulunmaz, buradaki yurttaşların yalnız başına olmaktan vazgeçemeyeceği düşünülmüştür.

Kültürel Durum ve Nomoslar

Absürtland’de her yurttaş entelektüel meziyetlere sahiptir. Resimden tiyaroya, müzikten şiire, heykelden dansa kadar, hemen her entelektüel etkinlik Absürtland’de eylemcisini ve muhatabını bulur. Yine tahmin edileceği gibi bu etkinliklerin merkezi Diyonya kentidir: Kahoslular yalnızca tatil zamanları olan Çarşamba günleri bu etkinliklere iştirak edebilirler. Diyonya kentinin merkezi olan ve kent topraklarının yarısını kaplayan “Apollo Agorası”nda, yirmi seneyi aşkın süredir, her Çarşamba akşamı Euripides’in Iphigenia’sı ya da Sophokles’in Antigone’u sahnelenir – ve nadiren de Albert Camus’nün Caligula’sı ve Christopher Marlowe’un Maltalı Yahudi’si. Uyku problemi olan ve erkenden sızan birkaç yurttaş ve Harmonyalılar hariç, bütün ülke bu etkinliklere katılır (ve Kral da bu etkinliklerin onur konuğudur). Oyun bitiminde kalabalık, dağılmakta pek aceleci davranmaz; Sappho’dan, Horatius’tan, Pindaros’tan ve Mimnermos’tan şiirler okunur. Yerel müzikler çalınır ve dans edilir. Ereose’lerin en kalabalık olduğu zaman Çarşamba geceleridir ve Kahoslular vakitlice kentlerine dönerken (çünkü devlet beklemez) Diyonyalılar şarap içerek, dans ederek, meyve ayıklayarak ve sevişerek sabahı görürler.

Öte yandan, yazılı bir metin olan Atihen Sözleşmesi dışında, ülkenin kültürel güvencesi olan Nomoslar, yazısız kurallar bütünüdür. Buna göre, ülkedeki her yurttaş Cicero ve Seneca felsefesine hâkim olmak ve Plato felsefesini çürütebilecek felsefî birikime erişmek zorundadır. Ayrıca en az üç şiiri ezberinde tutmak, bir yurttaşlık ödevidir: Çarşamba akşamları söz kendisine düştüğünde, ezberinde şiir olmayan yurttaş ayıplanır ve Ereose’lere girmesi yasaklanır. Ayrıca yine her yurttaş, temel müzik bilgisine sahip olmalı ve dans edebilmelidir. Dans edemeyen yurttaş, “eksik yurttaş” olarak ifşa edilir. Bütün bunların dışında, her yurttaş, kendine özgü bir entelektüel eğilime sahip olmakla da ödevlidir: Bir yurttaş, resim yapabilir, heykel yontabilir ya da şiir yazabilir. Ve bu eserler Çarşamba günleri yurttaşların beğenisine sunulur.

Kahos ve Diyonya Arasındaki Çatışma: Devlet ve Birey Üzerine

Absürtland’ın iki büyük kenti; Kahos ve Diyonya sakinleri yıllar beri çatışma hâlindedirler. Kahoslular, Diyonya’da yaşayan yurttaşları “devletten kopuk olmak”la ve “bürokratik duyarsızlık”la suçlarlarken; Diyonyalılar, bir devletin devlet olabilmesi için arzusunca yaşayan; sevişebilen, şarap içebilen, dans edebilen, meyve ayıklayabilen hür bireylerin varlığına muhtaç olduğu konusunda diretirler. Kahosluların devletin içine gömülmüş, hareket yeteneğinden yoksun, yavan yaşamları; Diyonyalılara göre devletin varlığını tehdit etmektedir. Zirâ devlet – der Diyonyalılar, varlığının temelini kendisi dışında örgütlenmiş, vâr olmak için kendi istencinden başka hiçbir şeye muhtaç olmayan hür bireylerin çoğunluğundan almaktadır. Kahoslular bu argümana pek kulak asmazlar, zirâ Diyonyalıların zevklerine düşkün bireyler olarak devletin varlığını umursamadıklarına yürekten inanmışlardır. İki kent arasındaki bu husumette, Harmonya sakinleri taraf olmaktan kaçınırlar. Zaten ne Kahoslular onları bir taraf olarak görürler ne de Diyonyalılar onların sesini duyarlar.

Öte taraftan, Diyonya’da yaşayan yurttaşların birçoğu, daha önce Kahos’ta yaşamış ve kimileri ise “Ares Sopası”nı (bazısı birden fazla kere) ele geçirmiştir. Buradan bakılınca, Diyonyalıların devletin işleyişinden bîhaber oldukları söylenemez ve lâkin tümüyle hür iradeleri ile bir Diyonya sakini olmayı seçmiştir onlar. Kahoslulara göre ise, onurlu bir Absürtland yurttaşı olmak için, −zihnen değilse bile− bedenen devlete adanmış olmak ve devletin fiziksel bir parçası olmak elzemdir. Pek uzlaştırılabilir bir fikir ayrılığı değildir bu: Zaten iki tarafın da bir uzlaşı aradığı yoktur. Bir arada oldukları tek yer Çarşamba etkinlikleridir ve Çarşamba günleri bu husûmetten bahsetmekten kaçınırlar. Hatta birbirleriyle dans edeler, kadeh tokuştururlar ve sevişirler.

Harmonya’da Yaşam – Yapeto’nun Bir Günü

Yapeto, yirmi sekiz sene önce Kral’ın atama emrine itaat etmediğinden beri bir Harmonya sakini – ve Harmonya’nın en eski sakini. Buraya geldiğinde ne bir evi vardı ne de toprağın ona bağışladıklarını algılayabilecek görüsü. Şimdi ise her şeyi var; taşlarla kendisine bir ev inşa etti ve Harmonya topraklarının beşte üçünden faydalanabilecek yeteneğe ve görüye sahip. Sabah erkenden uyanıyor ve bahçesiyle alâkadar oluyor. Bahçe işleri ona keyif veriyor ve gününün çoğu bu işlerle geçiyor – Çünkü onun devleti, toprağıdır! İlk ve tek öğünü olan akşamüstü ziyafetinde, kendi meyvelerinden bir şölen sunuyor kendisine ve toprağa teşekkür ediyor. Akşam olunca kendi yaptığı şarabı içerek uçsuz bucaksız suları ve gökte parıldayan yıldızları seyre dalıyor. Kendi kendisine şiirler okuyor, Ovidius’tan ve Vergilius’tan. Bazı geceler, Diyonya’daki gürültüler Yapeto’nun evine kadar geliyor ve Yapeto böyle gecelerde kentin en ücrasına inşa ettiği küçük kulübesinde dinlenmeye çekiliyor. Vakitlice uykuya dalıyor ve sabah olunca yine bahçesinin işlerine dalıyor…