Avrupa’nın Oscar’ı olarak nitelendirilen, “Altın Palmiye” ödüllerinin dağıtıldığı, bu sene 71. si düzenlenen köklü film şöleni Cannes Film Festivali dün dağıtılan ödüllerle sona erdi. Her sene farklı tartışmalara sebep olan festival bu sene de birçok olaya sahne oldu. Lars Von Trier’in yıllar sonra festivale dönmesi, açılışta kırmızı halıdaki protestolar, Ahlat Ağacı’nın sonradan seçkiye dahil edilmesi gibi bir sürü gelişmeye şahit olduk. Ve bu kadar olayın içerisinde merakla beklenen ödüller var tabii. Cannes Film Festivali’nde ödüller küçükten büyüğe doğru bölümler halinde gelir. Sponsor veya sivil toplum örgütlerinin verdiği ödüller sonrasında belli bir zümrenin verdiği bir ödül ve en son da festivalin ana ödülü olan, festival jürisinin verdiği “Altın Palmiye” ödülleri verilir. Belli kriterlere göre filmler seçilir. Her ödülün kriterleri farklıdır. Bu ödüllerde yarışan her film de farklıdır. Bir kategori de aday olan film genel olarak diğer ödüllerde aday olmaz. Ödüllere bakacak olursak ilk olarak Cine Foundation ödülleri verildi. Birinci Şilili yönetmen Diego Caspedes’in filmi “The Summer of the Electric Lion” oldu. İkinciliği iki film Rus yapımı “Calender” ve Çin yapımı “ The Stroms Our In Blood” paylaşırken, üçüncü İngiliz yapımı “Innamate” oldu.

Daha sonrasında ise belli bir bakış ödülleri verildi. Jüri başkanlığını Benecio Del Toro’nun yaptığı ödüllerde ise en iyi film ödülü Ali Abbasi’nin “Border” ına gitti. En iyi senaryo “Sofia” filmine giderken “En İyi Oyuncu” Victor Polster (Girl)’e , En İyi Yönetmen Donbass’la Sergei Lonzitsa’ya, Jüri Özel Ödülü ise The Dead and The Others (João Salavıza, Renée Nader Messora)’ya gitti.

Daha sonrasında FIPRESCI ödülleri dağıtıldı. FIPRESCI ve ana ödül birbirine bağlantılı oluyor. Bu yüzden burada adaylar neredeyse aynı oluyor. Oscar törenindeki “En İyi Yönetmen”i alıyorsa “En İyi Film”i alamaz durumu gibi bir durum. FIPRESCI ( Uluslararası Film Eleştirmenleri ) ödülünü ise “Altın Palmiye”nin en büyük adayı olarak gösterilen Güney Kore yapımı “Burning” kazandı. Belirli bir bakış ödülünü ise Lukas Dhont’ın “Girl” filmine gitti. FIPRESCI Jüri Özel Ödülü’nü ise Zsófa Szilagy yönettiği “Egy Nap” kazandı.

Ve büyük ödüle geldi sıra. Burada bizi heyecanlandıran ilk şey tabii ki NURİ BİLGE CEYLAN’ın “AHLAT AĞACI” filminin aday olması. Ödülden hemen önceki gün olan gösterimden sonra salonda 10 dakika alkışlanan film aslında bir anda beklenmedik bir favori algısı yarattı. Her neyse ödüllere geçelim.

  • Altın Palmiye: Hirokazu Kore-eda, (Manbiki Kazoku)
  • Büyük Ödül, Spike Lee, (Blackkklansman)
  • Altın Kamera, Lucas Dhont, (Girl)
  • En İyi Yönetmen, Pawel Pawlikowski, (Cold War)
  • En İyi Erkek Oyuncu, Marcello Fonte, (Dogman)
  • En İyi Kadın Oyuncu, Samal Yeslyamova, (Ayka)
  • Juri Özel Ödülü, Nadine Labaki, (Capharnaüm)
  • En İyi Senaryo, Alice Rohrwacher, (Lazzaro gibi mutlu) ve Nader Saeivar, (Üç yüz)
  • Belirli Bakış Ödülü, Ali Abbasi, (Border)
  • En İyi Kısa Film, Charles Williams, (All These Creatures)

Altın Palmiye’nin bu sene Uzak Doğu’ya gideceği belliydi. Ama herkes “Burning” ile Güney Kore’ye gitmesini muhtemel görüyordu.  Shoplifters ile Japonya’ya gitti. Ayrıca ödüller alınırkenki açıklamalar da çok konuşuldu. Nadine Labaki  aldığı ödülü film çekimleri sırasında karşılaştığı sokak çocuklarına armağan etti. Ayrıca ödül töreninde sahneye çıkan İtalyan aktris Asia Argento, Weinstein Company patronu  Harvey Weinstein tarafından 1997 yılında festival sırasında taciz gördüğünü söyleyerek “Aranızda kadınlara karşı uygunsuz davrananlar var ve bunların kimler olduğunu biliyoruz. Bunun cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz,” dedi. Tören sonunda Sting ve Shaggy’nin kapanış konseri yapıldı ve bir Cannes Film Festivali daha böyle son buldu. Bize de seneye bakalım neler olacak diye düşünmek kaldı. Ee bir de tabii izlenmesi gereken birçok film 🙂