1982 yılından bu yana İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından her nisan ayı düzenlenmekte olan Uluslararası İstanbul Film Festivali başladı. Açılışı TİM Show Center’da yapılan festivalin bu yıl otuz altıncısı düzenleniyor. Festivalde 6 farklı kategoride tam 59 film yarışacak. Toplamda 207 yönetmenin katılım gösterdiği festivalde 186 uzun metrajlı 17 ise kısa film gösterilecek.

Oyuncu Cem Davran’ın sunduğu törende ilk olarak festivali finanse eden sponsorlara plaketleri takdim edildi. Ayrıca bu sene festival öğrencilere muhteşem bir hediye hazırlamış. Öncü sponsorların destekleriyle tam olarak yirmi bin bilet hafta içi gündüz seanslarında 1 TL gibi sembolik bir rakamla satışa sunulacak. Bu imkandan faydalanan okuyucularımıza sinema salonlarına öğrenci kimlikleri ile teşrif etmeleri gerektiğini bir de biz hatırlatalım. Sanata emek verenlerin öğrencilere yapabilecekleri tabir-i caizse oldukça “kıyak” bir hareket. Çok teşekkür ederiz.

Törende 2016 yılından günümüze kadar sinema camiasından kayıplarımız anıldı. Kasım ayında hayatını kaybeden Mithat Alam’ın aldığı Sinema Emek Ödülü’nün kendisi hayattayken takdim edildiği belirtildi. Son dönemin en çok konuşulan sanatçılarından Kalben performans yapmak üzere festivalin katılımcıları arasındaydı. Selvi Boylum Al Yazmalım (1978), Hayallerim Aşkım ve Sen (1987), Gölge Oyunu (1992), Arkadaş (1974), Yedi Kocalı Hürmüz (1971) dahil 127 filme görüntü yönetmenliği yapan usta sinemacı Çetin Tunca’ya Sinema Onur Ödülü Feyzi Tuna tarafından takdim edildi. Feyzi Tuna’nın Çetin Tunca’nın öpülmeyi pek sevmediğini fakat yine de ödülü verirken onu öpeceğini belirtmesi tören boyunca eğlenceli anlara sebep oldu.

Özellikle Atıf Yılmaz’la olan çalışmaları ile tanınan Aaahh Belinda (1986), Adı Vasfiye (1985), Kadının Adı Yok (1988) adlı filmlerin senaristi ve Vedat Türkali’nin oğlu Barış Pirhasan’a ödülünü Nurgül Yeşilçay takdim etti. Pirhasan, Sinema Onur Ödülünü cezaevindeki sanatçılar adına alırken günümüzde onurlu olmanın her zamankinden zor olduğunu belirtti.

Anayurt Oteli’indeki Zebercet karakteri ile Türk izleyicisinin kalbinde taht kurmuş, Aaahh Belinda (1986), Akrebin Yolculuğu (1997), Sen de Gitme (1995), Karşılaşma (2003) adlı filmlerin saygıdeğer oyuncusu Macit Koper, Onur Ödülü’nü Hale Soygazi’den aldı. Koper tüm sinemaseverlere “Hayırlı geceler” diledi.

Usta oyuncu Ediz Hun, Türk sinemasında iz bırakmış Mum Kokulu Kadınlar (1996), Malkoçoğlu (1966), Boşver Arkadaş (1974), Son Kuşlar (1965), Ben Öldükçe Yaşarım (1965) gibi filmler ile tanınan oyuncu Selma Güneri’ye ödülünü sunmak üzere sahnedeydi. Sanıyorum ki ikilinin dostane tavırları şimdinin gençlerine bir kere daha eski günlerin ne kadar güzel olduğunu düşündürdü. Saygıdeğer oyuncular birbirlerine karşı övgülerini dile getirdikten sonra Selma Güneri “O olmasaydı sanat da olmazdı” diyerek ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmadan geçmedi.

Ülkemizde özellikle de The Lord of the Rings’deki Gandalf rolü ile benimsenen iki Oscar ve dört Bafta adaylığı bulunan Tony, Golden Globe, Laurence Olivier gibi ödüllerin sahibi dünyaca ünlü oyuncu ve LGBT+ aktivisti Sir Ian McKellen da ödül alan isimler arasındaydı. McKellen İngiltere’de doğduğu için Britanyalı olduğunu söylediğini fakat tamamen enternasyonalist olduğunu belirtti. Ünlü oyuncunun eşcinsel olduğunu söylediği kısmın çevrilmemesi seyircilerin tepki göstermesine sebep olsa da festival olağan seyrinde devam etti. Bu durumun İKSV ile alakalı olduğunu düşünmüyorum fakat bu tarz organizasyonlara daha deneyimli tercümanların katılım göstermeleri böyle olayların engellemesini sağlayabilir. Sir Ian McKellen’ın Türk halkına son mesajı ise festival boyunca ve pazar günü başlarını dik tutmaları oldu.

Tassos Boulmetis’in yönettiği Lodos / Notias filmi ile başlayan festival 15 Nisan’da sona erecek.