Pre-Raphaelite Brotherhood (PRB) olarak bilinen topluluk 1848 senesinde İngiltere’de Rosetti, Hunt ve Millais’den oluşan sanatçılar öncülüğünde kurulmuştur. Topluluk yalnızca sanatçılardan değil, William Michael Rosetti ve George Stephens gibi sanat eleştirmenlerini de içinde barındırmıştır.

Topluluğun öncelikli hedefi, İngiliz sanatçı Blake’in etkilerini yansıtan daha çok edebi ve tarihsel konulara eğilmek ve hayalgücünün göz ardı edildiği öyküsel anlatımı olan akademik resimlere karşı çıkarak daha gözleme dayalı tutum sergilemek olmuştur.

William Blake – Havva’nın Kışkırtılması (1799-1800)

 

John Everett Millais – Ophelia (1851-1852)

 

Bu nedenle özellikle doğadan çalışan sanatçılar, aynı derecede ayrıntıcılığa da önem vermişlerdir. Resimlerindeki figürler içinse, yıllar içerisinde bazı değişimlere uğramış ama genel anlamda alışılmış ideal güzellik anlayışına bağlı kalmak yerine, modelin fiziksel özellikleri önemsemişlerdir.

Dante Gabriel Rossetti – Proserpina (1874)

Sanatçılar 1848 senesinde açılan ilk sergilerinde tüm resimlerini PRB olarak imzalamışlardır. Birkaç yıl sonra açtıkları sergide bu harflerin deşifre edilmesiyle birlikte, güzelliği sanatın en önemli unsuru olarak kabul eden Raffaello’ya bağlı kalarak üretimler yapmadıkları için ağır eleştirilere maruz kalmışlardır. Fakat topluluk üyeleri, kendilerine bu ismi seçmelerinin asıl nedenin Raffaello üslubuna bağlı kalmaktan ziyade, ona atfedilen bu sınırsız üstünlüğe meydan okumak olduğunu açıklamışlardır.

Topluluk yalnızca Raffaello konusunda değil, dinsel konulara gerçekçi bakış açılarla yaklaşmaları nedeniyle de eleştirilerin odağı olmuştur. Charles Dickens, Millais’in “İsa Anne ve Babasının Evinde” adlı eserindeki Meryem’in yüz ifadesindeki gerçekçi solgunluğu ağır bir dille eleştirmiştir.

John Everett Millais – İsa Anne ve Babasının Evinde (1849)

 

Viktoryen dönemin tüm unsurlarını gözler önüne seren yapıtlarıyla Hunt, akımın özellikle eleştirilen sanatçılarından biri olmuştur. “Vicdanın Uyanışı” adlı yapıtında kötü yola düşmüş bir kadının, varlıklı bir İngiliz’in çaldığı ezgiyle çocukluğunu anımsaması ve yaptığı jest uygunsuz bulunurken; yapıttaki mobilyalar da yenileşmeyi simgelediğinden beğeniyle karşılanmamıştır.

William Holman Hunt – Vicdanın Uyanışı (1853)

Fakat daha sonra Ruskin’in, topluluğun bakış açısını öven yazısından sonra Ön Raffaelloculuk akımı Kraliyet Akademisi’nin sergisine dahil edecek kadar kabul görmüş ve sevilmiştir. Anî yükseliş ve popüleriteleri 1856 senesine kadar devam eden topluluk, daha sonra Rosetti’nin yapıtlarında romantik bakış açısını yeğlemesi ve Millais’in sanatındaki gerilemeyle birlikte eserlerinin akademizme doğru kayması Hunt’ın tüm çabalarına rağmen topluluğun dağılmasına engel olamamıştır.

11 yaşındayken kendine bir hikaye defteri edinip uyumadan önce hikayeler yazıyorken, hayatta hangi yola saparsa sapsın mutlaka ama mutlaka isminin başına "yazar" sözcüğünün getirileceğini hissediyor olmalıydı. Sanatın içine doğmuş bir çocuktan aksi beklenemezmiş gibi, zamanla yolunu sanat tarihine doğru çizdi. Ve halen İstanbul Üniversitesinde Sanat Tarihi ve Tarih bölümlerindeki eğitimlerine devam etmektedir.